4 Ocak 2013 Cuma

Eş Ruhumun Eş Zamanı (2012)


2012’yi bitirmeden senenin Türk filmlerini eritmeye çalışırken karşıma çıkan romantik türündeki filmin, seyrettikten sonra neden Şubat ayından beri gözümden kaçtığını anladım. Sinemada adını çok duyuramamış projenin yönetmen koltuğunda R. Şanal Günseli otururken, senaryoyu da Işık Elçi ile beraber kaleme alıyorlar. 2005 yılında beraber yazdıkları kitaptan uyarlamışlardır; yaşanmış bir hikayedir. 95 dakikalık projede Uğur Çavuşoğlu, Aylin Kabasakal, Zeynep Utku, Güzin Usta baş rolleri paylaşıyorlar.

Bu kez kez kendi cümlelerim yerine senaristlerin cümleleriyle filmin konusunu gizemli şekilde aktarıyorum: “Yeryüzünden çok farklı ve uzak bir boyutta bütünlüğünü tamamlamış enerji dolu bir varlık çevresine ışık ve sevgi saçmaktadır. Bu varlığını dünyaya inip, sürdürmek ister. Fakat dünyada olup-biten kaos bu varlığı ikiye ayırır ve uzaklaştırır. Şimdi sevgi dolu her iki ruh birbirini eşini aramaktadır...”

Kuantum işin içindeyken projenin bu tarafı için bilgiçlik taslamak zor. Zira benim gibi pek çok kişinin de bu konuda derince bilgisi olduğunu düşünmüyorum. E Türkiye’nin ilk Kuantum filmi olma düşüncesi de bu yüzden imkansız gibi görünmüyor. Kitabı okumadım, okusaydım senaryo hakkında daha güzel şeyler yazabilirdim belki. Hatta film düşüncesini bir kenara bıraktığınızda ilgi çekici bir aşk öyküsü duruyor karşınızda. Lakin yönetmenin ekrana aktarmak istediği aşk öyküsü, Kuantum üzerinden filizleniyor. Yani işi hiç de kolay değil. Peki, başarabilmiş mi? Ne yazık ki hayır. Karakterlerin kadere inancı, daha doğrusu kaderlerinin yaratıcılarının kendi olduğuna dair inancı hem kabul ediliyor hem de edilmiyor. Düşünce sabit olsa da bunu kameraya yansıtamıyorlar. Bir kısırdöngülük var. Benim rahatsız olduğum veya inanmadığım Kuantum değil, sinemaya uyarlanış şeklidir. Kitabı, filmini seyretmeden yargılamak zaten en büyük hatadır fakat kitapta yazılanlar beyazperdeye net geçmemiş görünüyor. Kurgu çok zayıf. Bir yandan zaten kimin kimle eş ruh olacağı belli, diğer yandan erkek karakter hayatını gizleme çabasında. E zaten eş ruhun olduğuna inanıyorsan, bu gizleyiş ve kaçış nedir? Yeniden bağlanma korkusu deyin, evlilik korkusu deyin veya tekrar mutlu olamama korkusu deyin. Hepsi çok mantıklı gerekçeler. İyi de gidiş yolunuz bu değil ki. Eğer buysa o zaman Türkiye’nin ilk Kuantum filmi iddiası çürüyor. Tutarsızlık, 105 dakika boyunca seyirciyi rahatsız ediyor. Her defasında bir engel çıkıyor. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir aşk öyküsü izleseydik bu gel gitler heyecan katabilirdi. Aşkın olacağı en başında söylendiğinden sıkıyor.
Mekan, dekor, kostüm tasarımları çok tatmin edici değildi; hatta klişeler ardı arkasına geliyor. Bazı bölümlerde seçilen mekan (deniz kenarı gibi) güzel görünse de hikayenin gidişatına bir şey katmıyor. Kadroya gelindiğinde ise Uğur Çavuşoğlu ve Aylin Kabasakal bilinen ve başarılı oyunculardır. Lakin karakterler kendilerini çok sınırlıyor. Erkek sürekli somurtkan, kadın sürekli mutlu ve umut dolu. Her şeye rağmen kadın karakterin sürekli gülümsemesi gerçekçiliği öldürüyor. Sonu belli olacakken de erkek karakterin sürekli düşüncelere dalması, gizemli davranması romantizmi öldürüyor, gerçekçiliğe de sürüklemiyor. Tabi bu yazdıklarım oyuncuların genel performansına laf değildir; eldeki malzeme buyken çıkaracak da çok şey olmuyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...