7 Mayıs 2012 Pazartesi

The Vow (2012)


Aşk Yemini

Channing Tatum baş rolde oynadığı için direk izlenecekler listeme girmeden çıkan Aşk Yemini’ni, tavsiye üzerine gönülsüzce izledim ve çok şaşırdım. Bunun tek sebebi ise Tatum’dur. “Dear John”daki tabiri caizse kütük performansı sonrası sanki sihirli değnekle rol yapmayı öğrenmiş! Üstelik etkileyiciydi. 104 dakikalık ABD yapımının yönetmen koltuğunda Michael Sucsy oturmaktadır. İlk uzun metrajlı filminin senaristleri arasında bulunan Sucsy’e, Abby Kohn ve Marc Silverstein da kalemleriyle eşlik ediyorlar. Romantik ve dram türlerindeki projenin baş rollerinde Rachel MacAdams, Channing Tatum, Sam Neill, Scott Speedman ve Jessica Lange yer alıyorlar. 30 milyon $’lık bütçesine karşılık tam 182 milyon $ hasılat elde etmiş durumda!

Paige ve Leo birbirine aşık yeni evli ve çok mutlu bir çifttir. Karlı bir gecede eve dönerlerken trafik kazası geçirirler. Leo’ya bir şey olmazken Paige komada kalır. Uyandığında ise Leo ile olan beraberliğini hiç hatırlamaz. Leo için tarifi imkansız zor günler başlayacaktır. Herşeye sıfırdan başlayıp Paige’i kendine yeniden aşık etmesi gerekir.

Michael Brook ve Rachel Portman türe göre müzik çalışmalarını çok güzel yapmışlar. Zaten her ikisi de bu konuda tecrübeli insanlardır. Romantik türünde ne ararsanız bu filmde var: Aşk, romantizm, dram, gülen gözler, ağlayan gözler, umut, umutsuzluk, hayal kırıklığı, kafa karışıklığı vs. Karakterlerin genç ve yakışıklı/güzel olması görüntüye ayrı bir keyif katıyor. Mekan, dekor, kostüm detayları ise oldukça yerindedir. Doğallığın dışına çıkılmaması artı puanları toplatıyor. Senaryoda herhangi bir karakter detaylandırması görmek zor çünkü hikayenin hedefinde karakterlerden öte birbirlerine duyulan aşk bulunuyor. O yüzden ne Leo’yu ne de Paige’i çok merak etmiyorsunuz. Bu açıdan türü gereği başarılı sayılabilir; sonuçta hedeften sapmamış oluyor. Senaryonun geneline bakarsak; bildiğimiz klasik Türk filmleri gibi genelleyebilirim. Türk filmlerine hep laf atarız ama Hollywood yapınca da oturup seyrederiz hayran hayran. Bu konu hiç de bize yabancı değil. Sadece ele alınışı farklı; daha modernize olmuş. Eğer romantik filmleri izlemekten zevk alıyorsanız izleyin derim. Eleştirmenlerden çok olumlu notlar alamasa da ben keyifle seyrettim. Diğer yandan, akılda kalır mı ya da oturup tekrar seyredilir mi? Pek sanmıyorum.
Eleştirilerden en ağırını Rotten Tomatoes yapmıştır. 29 vererek filmi neredeyse yerden yere vurmuş. Gerçeği çok yansıttığını düşünmüyorum. Metacritic de benzer yolda ilerleyerek 43 puan vermiş. IMDB ise daha insaflı davranarak 6.6 puan vererek filmi tavsiye etmiştir. Benim notum sanırım IMDB’ye yakın olurdu ama o kadar da yüksek olmazdı.

Yazının başında da belirttiğim gibi beni en çok oyunculuklar şaşırttı. Aynı türde olmalarına rağmen “Dear John” ile bu filmdeki performans uçurumu inanılmazdır. Kasıntılığından eser kalmadan, bakışlarını ve vücut hareketlerini öne çıkararak oyunculuğunu epey ilerletmiştir. Yalnız bunları okurken sakın Channing Tatum’a çok iyi oyuncu dediğimi sanmayın. Önceden çok kötü olduğu için, şimdiki performansı orta düzeyde bile olsa göz dolduruyor. Gerçi şöyle de bir gerçek var: Ne kadar başarılı bir oyuncu olursa olsun, romantik türünde bu performansı aktarabilmek çok mümkün değil. Rachel McAdams için zaten "Morning Glory", "The Time Traveler's Wife" ve "Midnight in Paris" filmlerinde yeterince yorum yaptım. Buyurun onlara da göz atın :)



4 yorum:

  1. Şu Channing Tatum hakkında o kadar yazı okudum hepsi mi olumsuz olur :D Dear John filminde gerçekten kötüydü.Bence filmlere harika vücut yapısı sayesinde seçiliyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu filme kadar inan senle aynı şeyi düşünüyordum. Ama az biraz yontulmuş artık :D

      Sil
  2. Konusu pek bir klasik sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki klasik. Bizim eski Türk filmlerinde bile vardı bu senaryo :) Ama romantik türüne göre fena değil.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...