11 Mayıs 2012 Cuma

Oldboy (2003)


İhtiyar Delikanlı

Filmle ilgili yorum yazarken kafamdakileri kelimelerle yeteri kadar aktaramayabilirim. İlkinde kendime gelemediğimi hatırlarken, yaklaşık 9 yıl sonra tekrar ekran başına geçtiğimde de aynı etkiyi yarattı; üstelik konusunu bile bile. Uzakdoğu filmlerine çok yatkın olmasam da kült filmler listesinde sayılacak Oldboy’u tekrar tekrar seyretmek sinema açısından çok doyurucudur; tabi bünye kaldırabilirse. Güney Kore yapımı 120 dakikalık filmin yönetmeni Park Chan-Wook’tur. Senaryo, Japon manga Oldboy’dan Hwang Jo-yun, Park Chan-wook, Lim Chun-hyeong, Lim Joon-hyung, Garon Tsuchiya tarafından uyarlanıyor. Peki manga nedir? Japonların çizgi romanıdır. Baş rollerde Choi Min-sik, Yu Ji-tae, Kang Hye-jeong yer alıyorlar. 3 milyon $ bütçesine karşılık 15 milyon $ hasılat elde etse de zamanla tüm dünyaya ünü yayılarak bunu katladığından eminim. Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül’ü kapmıştır. Bu arada belirtmeden geçmemek lazım: Oldboy bir serinin ikinci filmidir. Serinin diğer filmleri: (seyretmedim ama merak ediyorum) “Sympathy for Mr. Vengeance” ve “Sympathy for Lady Vengeance”.

Oh Dae-su bir gün kendini küçük bir odada bulur. Nasıl ve kimler tarafından getirildiğini ve daha da önemlisi niye orada olduğunu bilmeden tam 15 yıl boyunca o hücrede kalır. Dünya ile tek bağlantısı televizyondur. Haberlerde karısının öldürüldüğünü öğrenince kafasında bazı bağlantılar kurmaya çalışır. 15 yıl sonra çıktığında düşündüğü tek şey vardır: intikam!

Meyilim Hollywood, Avrupa ve Türk yapımlarına olduğu için Uzakdoğu sineması (korku – gerilim hariç) hep arka planda kalmıştır. O yüzden yönetmen, senarist, oyuncular konusunda yoruma açık çok fazla bilgim yok. Yalnız İhtiyar Delikanlı’ya bir bütün olarak bakılırsa, her sinemaseverin mutlaka en az bir kez seyretmesi gerektiği inancındayım. Jo Yeong-wook’un müzik çalışmalarından tutun da senaryo, yönetmenlik, çekimler, detaylar her şey çok etkileyicidir. Hatta film müzikleri sevenlerin bu filmin albümünü ayrı olarak dinlemesini öneririm. Benim müzik arşivimde bulunan nadir Uzakdoğu film müziklerindendir. Mekan, dekor tasarımları filmin tüm gerilimini, stresini size geçirebiliyor. Oh Dae-su’nun hücresi başta olmak üzere tüm mekan ve dekor beklenilmeyecek kadar iyidir. Fakat bunlar elbette senaryo ve yönetmenliğin arkasında kalıyor. Senaryo ilmik ilmik işleniyor. Sanki seyirciyi o dehşet dolu sona hazırlıyor. Karakterlerle heyecanlanıp intikam yeminine bürünüyorsunuz. Diğer yandan “Neden?” sorusu kafanızı kemirip duruyor. Kurgu o kadar düzenli ama bir o kadar da karmaşık ki herkesten her şeyden şüphelenir duruma geliyorsunuz. 2 saat boyunca gözler ekrandan ayrılamıyor. Görsel ve ses teknolojisi ise bir o kadar kuvvetlidir. Küçük mekan çekimlerinde görüntü merak uyandırıyor. Zaten etkileyici olan müzik, ses teknolojisi ile seyirciyi büyülüyor. Tabi şu var: Bu film herkese hitap eder mi? Hem bünye müsaade etmeyebilir, hem Uzakdoğu filmi olduğu için zevk vermeyebilir. Benim bile Uzakdoğu film kültürüm korku-gerilim türünü pek geçemezken herkes aynı heyecanı tadamayabilir. Mutlaka izlenmesi gerek derken biraz taraflı yorum yaptığımın farkındayım. “Göze alabiliyorsanız izleyin” demek belki daha doğrudur.
IMDB’den 8.4, Rotten Tomatoes’tan 81, Metacritic’ten de 74 puan alan filmle yapılan eleştiriler genellikle olumlu yöndedir. Tüm bu puanları fazlasıyla hak ediyor. Baş rol oyuncusu 1962 Güney Kore doğumlu Choi Min-sik, 1989’dan beri 15’ten fazla projede yer almıştır. Oldboy dışında “I Saw the Devil” filmi ile tanınır. 1976 Güney Kore doğumlu Yoo Ji-tae ise yönetmenlik de yapan başarılı bir oyuncudur. 20’den fazla projede oyuncu olarak yer almıştır. İsimlerden çıkarmak zor olabiliyor haliyle; Yoo Ji-tae, Oh Dae-su’nun tüm hayatını etkileyen, onu hücreye kapatan karakter Lee Woo-jin’dir. İnsan bu filmi tekrar izledikten sonra ister istemez Uzakdoğu filmlerine merak salıyor; benden yazması…


8 yorum:

  1. Her sinemaseverin tatması gereken bir film Oldboy. Finali tokat gibi çarpıyor.. Aslında Uzak doğu sinemasına uzak olanların da çok sevebileceğini düşünüyorum. Ne olursa olsun bir şans verilmeli. kalemine sağlık güzel bir değerlendirme olmuş :)

    YanıtlaSil
  2. Şey diye bir replik vardı ya;
    " Asıl soru seni 15 yıl sonra neden serbest bıraktım? " mı öyle bir şey. Of of. Fena sinirlerimi bozmuştu filmin sonu. ehehe.
    Yorumuna kurban Fatmacan.

    Ekekstra bilgi: Ahtapot sahnesi için bir sürü ahtapot feda etmişler ya. Yani gerçekmiş onlar. Iyyyyh.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Araştırırken ahtapot sahnesini öğrenmiştim. Gerçi iki izlememde de o sahneye bir türlü doğru düzgün bakamadım. Hatırlayınca bile içim tuhaf oluyor. Gerçek olduğunu bilerek yazmadım, kimse ürkmesin diye :D

      Sil
  3. Spoiler vermek gerekirse ki hiç gerek yok ama yinede söyleme ihtiyacı hissediyorum efsane kategorisine rahatlıkla girebilecek bir kavga sahnesi vardır ki tadından yenmez. Sanırım izlediğim en iyi intikam senaryosu, belki biraz Behzat Ç. belki biraz da Law Abiding Citizen. Ellerine sağlık :9

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok tam spoiler olmaz senin dediğin bence :) Evet harika bir kavga sahnesiydi. Aradan bir kaç sene geçince tekrar izleyeceğim Oldboy'u. Bakalım o zaman nasıl etki bırakacak :)

      Teşekkür ederim bu arada :)

      Sil
  4. evet müzikler iyiydi ama serinin devam filmi olduğunu ilk defa öğrendim şuan ilkini merak ettim şimdi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de araştırırken öğrendim valla.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...