20 Aralık 2013 Cuma

Captain Phillips (Kaptan Phillips) (2013)

Kaptan Phillips
Söz konusu Tom Hanks’se filmleri koşulsuz izlemeye koyulduğum blog takipçileri tarafından bilinir. Kaptan Phillips, henüz açıklanan Altın Küre adaylarında en iyi film, yönetmen, erkek oyuncu ve yardımcı erkek oyuncu dallarında boy göstermeye başlayarak iddiasını koruyor. 133 dakikalık ABD yapımının yönetmenliğini Paul Greengrass üstleniyor. Greengrass’ı “Bloody Sunday”, “The Bourne Supremacy”, “United 93”, “The Bourne Ultimatum” filmlerinden hatırlayabilirsiniz. Richard Phillips’in “A Captain’s Duty: Somali Pirates, Navy SEALs, and Dangerous Days at Sea” adlı romanından Billy Ray senaryoya uyarlamıştır. Baş rollerini Tom Hanks, Barkhad Abdi, Faysal Ahmed paylaşıyorlar. 55 milyon $’lık bütçesine karşılık şimdiden 200 milyon $ hasılat elde edilmiştir. Türkiye’de 25 Ekim’de gösterime girmişti.

MV Maersk Alabama adlı Amerikan kargo gemisi, 2009’da yola çıkar. Somali kıyılarındayken korsanlar gemiyi işgal eder. Kaptan Richard Phillips, başta tayfası sonra da gemisini kurtarmak adına kendini kurban eder ve korsanların rehini olur. Korsanların lideri Muse’la inanılmaz bir mücadeleye girer; lakin bu fiziksel bir mücadele değildir. Zekası ve sabrı kaptanı bu güç durumdan kurtarabilecek midir?
Fragmanını izlediğimde dahi merak duygumu hat safhaya çıkaran Kaptan Phillips, Tom Hanks’in her daim övülen performansıyla beklentiyi hayli yukarı çıkarıyor. Öncelikle filmin yaşanmış bir olay olduğunu unutmamak gerekir. Paul Greengrass, bu yaşanmışlığı en gerçekçi halde yansıtmak için 2 aylık çekimlerin çoğunu deniz üstünde gerçekleştirmiş. Zorluğunu tahmin edersiniz. Oyuncular kadar denizin dalgası, rengi, kullanılan dekor baş rolü kapıyor. Greengrass adı geçince, macera ve aksiyonun dolu dolu izleneceğine hem fikiriz. Bu sefer psikolojik gerilimi de işin içine katıyor. Kapalı alan korkusu, yükseklik korkusu, hatta en mühimi hayatta kalabilme korkusu öne geçiyor. Kaptanın turuncu renkteki kurtarma botunda yaşadığı sıkıntılar, alnından dökülen ter, gözlüğünde biriken buğulanma beni haylice gerdi. Hatta o sahnelerde nefesim daraldı. Greengrass, bu küçük detaylar sayesinde duyguyu neredeyse birebir yansıtabiliyor. Amerikan gemilerinin aşağıdan çekimlerinde kuvvetinin büyüklüğü vurgulanıyor. Hiç ulaşılmayacak kadar heybeti, sanki güvence sunuyor! Gemi, bot sahneleri haricinde Somali çekimlerinde kullanılan renk, size fakirliği, sömürgeliği ve halkın çaresizliğini hissettiriyor.

Gelelim senaryoya. Her ne kadar birebir gerçeği yansıtmadığı yönünde itirazlar gelmiş olsa da tatmin edici diyaloglar ve kurgu filmin çıtasını yükseltiyor. Karakter detaylandırmasında özellikle kaptan, Muse ve Najee çok başarılı irdeleniyor. Kaptanın kendinden emin halleri, tayfasını ve gemisini her şeyden kıymetli olduğunu düşündürtmesi, Amerikan askerine güveni tam duruşu etkileyicidir. Somalili grubun korsanlığı dillere pelesenk olmuşken, asıl korsanların büyük devletler olduğu aşikar. “Kimin mallarını kimlerden kaçırıyorsunuz?” sorusu sıklıkla aklınızı kemiriyor. Güçlü – güçsüz, zengin – fakir, sömüren – sömürülen kimdir, gayet açık. Seyrederken bir taraf seçme güdüsü bu filmde muallakta kalıyor. Zira kaçırılan gemi Amerika’nın fakat her daim sömürülen, çalışmak için fırsat kollayan ama yaşadığı topraklarda fakirlikten başka çaresi olmayan genç Somalililer korsanlar var. Suçlu Somaliler görünse de bu hayata onları sürükleyenler kim? Kaptanın bu yüzden Muse ve ekibine karşı nefret duygusu beslememesi harika betimleniyor. Onların da zarar görmesinden çekiniyor.

Müzik çalışmalarını Henry Jackman’in üstlendiği projeye IMDB 8.1, Rotten Tomatoes 95 puan vermiştir. Geri bildirimlerin çoğu olumludur. Altın Küre adaylıklarının yanında Oscar için de adaylıklar geleceğine eminim. Tom Hanks’a hayranlığımı tekrar dile getirmek istemesem de muhteşem oynuyor. Turuncu renkteki meşhur botta ve final sahnesinde konuşmadan mimik ve jestleriyle herkese ders verebilir! Bu arada benle yaşıt Somali doğumlu Barkhad Abdi, kimsenin beklemeyeceği takdire şayan bir performans sergiliyor. Bakışlarındaki nefret, korku, sönmeyen umut her sahnede içinize işliyor.


6 yorum:

  1. ahahaha evet Tom Hanks hayranlığın pek bilinmesi zor bir ayrıntı değil.
    Alnından dökülen ter, mimikleri falan dediğin gibi olayın ciddiyeti ve gerilimini iyi yansıtıyordu bence de. Ve ve, o korsanların başı çocuk da iyiydi.
    Filmi beğendim; ama film beklediğimden durağandı; ama zaten filme dair pek bilgim olmadan izlemiştim, ay ne bileyim; ama sonunda beğendim zaten.
    Tom Hanks ve o aksanı varken zaten.... aksi düşünülebilemememez!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Durağan görünmesinin üç sebebi var bence: 1) 133 dakika olması 2) Mekan darlığı ve azlığı 3) Karakter sayısının azlığı. Hikaye mecburen sınırlandırılmış. Gözler yeni yerler, karakterler isteyip de bulamayınca akıcılık hissi azalabiliyor.

      Sil
  2. 7.8 lik bi film bence oscar kazanacak bir film değil. musa çok iyiydi ilk filmi olmasına rağmen suya atlama sahnesinde çoktan kurtarmaları lazımdı bence tekrar filikaya dönmesi saçma geldi son olarak da açık olan filika dediğin açık olur yahu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tom Hanks'e laf etme arkadaşım, üzülürüm :( Ayrıca bilmemek değil öğrenmemek hata. Ne bileyim ben filika açık mı kapalı mı olur :) Düzeltiyorum.

      Sil
  3. yok yahu filme dedim ben filikalar açık olur ya hep kapalı motorlu bişiy görünce onu dedim yazına bişiy demedim :) tom hanks e laf etmiş olur muyum hiç

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yorumundan sonra tekrar yazıyı kontrol ettim, hata bulamadım. Senin bildiğin vardır diye de ses çıkarmadım :)) Bak nasıl itaatkar bir insanım :p

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...