25 Mart 2013 Pazartesi

Jack the Giant Slayer (Dev Avcısı Jack) (2013)

Dev Avcısı Jack

3D özelliğiyle 22 Mart’ta Türkiye’de gösterime giren Dev Avcısı Jack, fantastik türünü sevenlerin kaçırmak istemeyecekleri bir projeye benziyor. Fantastik seyretmeyi tercih etmeyen biri olarak işin içine 3D girince ve bu türden de uzak kalmamak adına sinema salonunun yolunu tuttum. 114 dakikalık filmin yönetmen koltuğunda Bryan Singer oturuyor. Bu ismi daha önceden “Usual Suspects” ve “X-Men”de duymuştuk. “Usual Suspects” deyince hemen merak artıyor, değil mi? Geniş senaryo kadrosunda ise Darren Lemke, David Dobkin, Christopher McQuarrie yer alıyorlar. 195 milyon $ bütçeli ABD yapımının oyuncuları şöyle: Nicholas Hoult, Eleanor Tomlinson, Ewan McGregor, Stanley Tucci, Ian McShane. Hasılatı şimdilik 93 milyon $ kadardır.

Beklenmedik anda prenses Isabella’yı kurtaran genç çiftçi Jack’in yolu prensesle tekrar kesişir. Fakat rüya uzun sürmez. Zira sihirli fasulyelerin yeşermesiyle Devler ülkesine bir sırık uzanır. Devler aşağı inip hem krallığı elde etmek hem de tüm insan ırkını yemek ister. Isabella şimdi devlerin elinde tutsaktır. Kral McShane, en iyi şövalyelerini prensesi kurtarmak adına görevlendirir. Jack de gönüllü gider.

Fantastik türünde sıklıkla aynı cümleyi sarf ederiz: Senaryoda kopukluklar vardır ve karakterler yeteri kadar detaylandırılamaz. Dev Avcısı Jack’te de aynı şeyle rastlaşıyoruz. Ekip kalabalık olmasına rağmen çok güçlü  senaryo yok. Gayet basit bir hikaye var: Prensesi kaçıran devler ve onu kurtarmaya çalışan fakir bir oğlan. Sonucu zaten sinema salonuna girmeden önce tahmin edebiliyorsunuz. Soru işaretine yer bırakmıyor, merak ve heyecan da uyandırmıyor. Peri masallarındaki iyiler ve kötüler bu sefer insanlar ve devler olarak ayrılıyor. İnsanlar barış peşinde koşuyorlar. İçlerinde elbette kötü olanlar var. Onları da fiziksel ve davranış olarak olumsuz gösteriyorlar; tıpkı devler gibi. Keşke devleri kötü sınıfına koyarken iğrençlikleri eklemeselerdi. Zaten görüntü olarak bunu sağlıyorlar, ne gerek var ki iğrençlik yapmaya? Karakterleri yeteri kadar tanıma ihtiyacı da duymuyorsunuz. Sadece iyi ya da kötü sınıfına sokmak yeterli geliyor. Zaten fiziksel olarak da gösterdiği için ekstra bir şeye gerek kalmıyor.
Görselliğe gelirsek, teknolojinin nimetlerinden güzelce faydalanılıyor. 3D’yi fantastik dışında seyretmek zaten anlamsız bir hal almaya başladı. Renk kullanımı hayli başarılıdır. Zenginliği ve yüksek sınıfı göstermek adına altın sarısı tercih edilirken devleri ve kötülüğü yansıtmak adına mat ve gri tonları belirlenmiş. Mekan, kostüm tasarımı olması gerektiği kadar göze çarpıyor; ne eksik ne de fazla. Zaten 3D hayli büyülüyor, detaylarla fazla ilgilenmiyorsunuz.

IMDB’den 6.6 alan projenin oyuncu kadrosunda performansı tatmin eden üç oyuncu vardı: Ewan McGregor, Stanley Tucci, Ian McShane. Üçü de yardımcı rollerde oyuncu kadrosunu ayakta tutuyorlar. Genç oyuncular ise vasata yakın beceriye sahipler. Zaman zaman bıkkınlık getirdiler. Neyse ki yardımcılar kurtarıyordu.

Seyretmeli mi? Görsellik için evet fakat senaryo, oyunculuk, kurgu arayacak olursanız yan salondaki filmlere göz atmanız gerekebilir (Sabit Kanca’dan bahsetmiyorum tabi ki).


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...